8/11/2009 ·
Avucunda sımsıkı renkleri gizlemişti, küçük kız.Kara, kara bulutlar toplanmış ona bakıyorlardı.Aralarındaki konuşmanın gürültüsü çok rahatsız ediyordu ama kulaklarını kapatması için avuçlarını açması gerekiyordu.Ayaklarının tüm gücüyle koştu, koştu.Ağaçları ,ırmakları, denizleri geçti.Bitkin düştü ve son gücüyle haykırdı: ''Ne istiyorsunuz benden!'' Öyle gürledikler ki korkuyla büzüştü olduğu yerde.Onlara yardım eden rüzgar geçti önlerine ve ''Renklerini ver kurtul.'' dedi tıslarcasına..''Veremem'' dedi küçük kız ,''Onlar benim umudum''.Daha bir sıktı avuçlarını küçük kız.''Peki'' dedi rüzgar.''Bugün izne ayrılıyorum, dinlen biraz.Ama hayatın boyunca sadece benim izin günlerimin gelmesini bekleyeceğini unutma''... Ne zaman bir kız çocuğu görsem rüzgarın önünde koşan.''Ne zaman izne ayrılıyormuş , öğrenebildin mi?'' diye sormak geçiyor içimden.
Yorum (yok) Yorum yaz!
7/11/2009 ·
Güne otuz yıllık bir dostumun msn me bıraktığı acı bir haberle başladım.Akşama yemekli konuklarım olacak ve ben iptalim.O kendini toparlayamadığı için dostlara iletmeyi ben üstlendim.Neler konuştum ya da yazdım hatırlamıyorum ancak konukların yanmış berbat yemekler yediğini iyi biliyorum.
Atalarımız der ki; KASAP ET DERDİNDE , KUZU CAN DERDİNDE
Var git yolcu işim yok seninle.
Yorum (yok) Yorum yaz!
5/11/2009 ·
Duygusal baskılar her zaman yorar beni.Çünkü arada sevdiğim biri varsa o üzülecekse istemediğim şeylere katlanırım mecburen..Yaptırandan da bedelini öder bir şekilde.Kızım bana sordu:'' Anne intikam alıyor musun?'' diye.''Hayır'' dedim, ''Hayat benim intikamımı öyle güzel alıyor ki bana gerek kalmıyor.Ancak seyretmesi çok zevkli...'' Ona iki cümle söyledim birisi bir saat , diğeri iki gün sonra, söylediğim zamanlarda gerçekleşti.Görmek isterseniz görürsünüz.Bazı şeyleri bilmek için kahin olmaya gerek yok.Haa , ben bilmek istemiyorum der kendinizi kapatırsınız, bu bir korumadır kendinizi o ayrı. Gerçekler hep nettir ve pat diye karşınızdadır. Kendi gerçeklerine göre yaşamaya başkaldırırsan sonuçlarına katlanırsın.Beni niye alet ediyorsun be insan. Bana mı sordun hata yapma lüksünü tepe tepe kullanırken.Hayatın merkezi sanıp kendini; herkesi o küçücük beyninle yönettiğini sanırken , yapılan tüm uyarıları gözardı edip, sevdiklerime zarar verirken ortakmıydım sana.Dilerim gözün gördüğünü, kulağın işittiğini insanlar daha çabuk algılar.Artık çevremde sulu sepken, ucuz numaralarla prim yapan, trübünlere oynayan insancıkları istemiyorum.Yoksa korkarım elim panter pençesine dönüşecek...
Yorum (3) Yorum yaz!
31/10/2009 ·
O narin, bir yavru kuş gibi şaşkın el, avucumun içinden kayıp gidebilirdi.Orada zamanın bilincinde olmadan beklerken , yaşamın sadece sevgiyle sürebileceğini her zamankinden çok daha iyi algıladım.Her şey sevgiyle ancak bir anlam kazanabiliyor.Binlerce sevgi sözcüğü sıralayabilirsiniz ama doğru bir duruşla ifade edemezseniz uçar gider.Aslolan sevgiyi beklemek istemek değil, verebilmek...İçten, gerçek bir sevgi daima yerini bulur.Bırakın tüm duyularınızla ifade etme çabasını, yanyana dururken gözlerine bakarken bile hissettirebilirsiniz.
buzdankale
Yorum (1) Yorum yaz!
25/5/2009 ·
Günlerdir zamanla yarışıyorum.Çok memnunum aslında düşünecek zamanım yok. İyi ki yok ve çevremde olanlar beni hırpalayamıyor.Son günlerde ne kadar çok işim olduğunu bilen arkadaşlarımdan bile küsenler oldu.Öyle şaşkınım ki.Anlıyorum demek anlamaya yetmiyor demek ki.
Evimde günlerdir ustalar var.Bütün eşyalar paketli, neye ihtiyacım olsa yok, açsam toz olacak her şey birbirinin üstüne devrilecek, belki bir şeyler kırılacak.İki günde biter denilen iş uzadı da uzadı.Allah için çok titizler ve saygılılar ama bana fenalık geldi.Dünden beri mutfak da kapalı ve herkes çabucak acıkıveriyor.Burnumu oynatacağım ve istekler yerine gelecek.Evde hapis kalmaktan sinirlerim harap oldu.Bütün gündüz programlarını ezberledim TV de.
Yeni boyanmış antre ve merdivenlerden eşyalar geçiyor.Ustalar mobilyacılar herkes bu eşyaları buradan kaldır diyor çaresiz bakıyorum .Nereye kaldırayım?Bu evin boşaltılmış hali.Tam o sırada telefon çalıyor.Numarayı tanımıyorum.Alo buyrun diyorum.Çok sevdiğim bir arkadaşım.Telefonumu değiştirmiştim numara yenisine geçmemiş meğer.Nasıl mahçup oldum.Beni merak etmiş.Ona kısaca ‘’Evde boya var eşya geliyor.’’ deyip kapattım. Küsmesi gereken oydu aslında. Ama küsmedi benim can dostum.’’Peki senin yapacaklarını ben halletmeye çalışayım.’’dedi.Zaman istedim ‘’Yetiştiremezsem devreye girersin’’ dedim.
Garip şeyler oluyor.Bazen algılamakta güçlük çekiyorum, acaba diyorum nerede hata yaptım.Bir örnek size:Bugün mutfak açıldı ve bir telaş yemek hazırlıyorum.Bahçeye çöp çıkardım.O sırada yeni taşınmış bir komşum (ilk kez görüyorum) ‘’Sular mı kesik ?’’ diye sordu.Hayır dedim.Onların kesikmiş kartlıymış sanıyorum bitti.’’İhtiyacınız varsa buyurun bizden alın’’ dedim.Geldi , makineli tüfek gibi konuşuyor, ne diyor, ne anlatıyor beş dakika içinde? ben sofra telaşındayım, gitmiyor. Dayanamayıp ‘’Boyadayız’’ deyip sözünü kestim ve ustaları sofraya buyur ettim o hızla.Gitti bu güzel, ama beş dakika sonra baktım ki bizim hatun izinsiz mutfakta su dolduruyor.Biz şaşkın birbirimize bakıyoruz.Köy çeşmesine döndü bizim ev anlayacağınız. Akşama kadar su taşıdı teklifsiz şaşkın bakışlarımız arasında.Mutfak kapısını kapatmak mümkün değil çalışılıyor çünkü.Genç usta iyi niyetimin cezasını çekmem gerektiğini söyledi.Bu mudur yani? Ben zaten iyi niyetimin cezasını hep çekiyorum. İflah olmaz bir şaşkınım.
Ve bu kadar telaşımın içinde kişisel olarak mutlaka yapmam gereken bazı işleri yine çok sevdiğim bir dostum üstlendi. Ben misafir gibi gideceğim sergimize.Ve bunu öyle bir abartısız, reklamsız, sakinlikle yapıyor ki sanırsınız bu onun görevi.Oysa o ilgilenmese ben katılamam.
Anlıyorum ki; bazı insanlar baksa da görmüyor , işitse de algılamıyor.Sanıyorum anlamak için karşındaki insanı çıkarsız sevmek gerekiyor.İşine geldiği gibi kendine göre bir arkadaşlık, komşuluk, her neyse bağlantı, böyle dar zamanlarda fire veriyor .Senin ne yaptığın değil onun ne istediği önemli o an için. Bam telimin koptuğu andır. Buraya yazıp sakinleşmek istedim acaba avazım çıktığı kadar bağırsam duyar mıydı küsenlerim? Sanmıyorum…Sizin dışınızda gelişen kötü tesadüflerden hiç ihmaliniz yokken bile sorumlu tutuluyorsanız artık ne yapsanız boş…
Oysa gerçek dostlar güzel günleri paylaşırken olduğu ışıltıda, en doğal içtenliğiyle yanınızda oluveriyor.
BUZDANKALE
Yorum (yok) Yorum yaz!